GençlikKulübü

.................................................... Yaşam Rehberiniz...

Anasayfa - Gençlere Rehberlik - Ergenlik Dönemi Psikolojisi
Ergenlik Dönemi Psikolojisi PDF Yazdır E-posta

Ergenlik hızlı büyüme ve gelişmenin olduğu kız-erkek cinsel özelliklerinin belirdiği 2-3 yıllık ilk gençlik dönemi kapsar. Kızlar erkeklerden 1-2 yıl önce ergenliğe girerler  ve daha önce olgunlaşmalarını tamamlarlar.

          Ergenlik her çocukta ayrı yaşlarda başlayabilir. İlkokulu bitiren çocukların kimi erkenden boy atıp gençler arasına katılırken kimisi 1-2 yıl bekleyebilir. Ergenliğin bitimiyle gençlik çağı başlar. Ergenliğin fizyolojik değişiklikleri kızlarda aybaşı kanamaları,erkeklerde ise erlik gözelerinin(sperm) yapımıyla doruğa ulaşır.

          Beynin hipotalamus bölgesinden gelen uyarılarla hipofiz bezi hormonlar salgılamaya başlar,kızda ve erkekte erlik ve dişilik yumurtalıkları çalışır,cinsel organların salgısı hızla artar. Aynı zamanda trioid ve böbrek üstü bezleri de hipofizden gelen uyarılmayla salgılarını artırırlar ve tüm bedende değişik hızla büyüme gerçekleşir. Ayaklar ve eller büyür. Kalçalar omuzlardan önce büyür. Kızlarda  kalçalar erkeklerde ise omuzlar genişler.

          Büyüme 11-16 yaşlarında hızlanır sonra yavaşlayarak 18-20 yaşına dek sürer. Büyüme ve cinsel olgunlaşmayı beslenme,iklim koşulları ve değişik hastalıklar etkiler. İyi beslenme büyüme ve cinsel olgunlaşmayı hızlandırır.(Boy'un daha çok uzaması v.b.) Sıcak iklimlerde kızların ergenliğe daha çabuk girdiği gözlemlenmiştir.

       Kızlarda ergenlik öncesi dönemde (10-12 yaşlarında) dişilik hormonları on kat artar,erkeklerde 1-2 yıl sonra erlik hormonu salgısı hızlanır. Büyüme ve kilo artmasıyla cinsel organlarda değişmeler görülür. Erkekte er yumurtalığı ve penis büyür. Apış arasında kıllanma,gece boşalmaları ve ıslak rüyalar başlar. Tüyler kıllaşır,bıyık terler,sakal çıkar. Ses önce çatlar sonra kalınlaşır. Kızlarda ise; kalçalar enine genişler,bedende kadınlara özgü yağ birikmesi ve dağılması olur,memeler gelişir,büyür,ar tepesinde ve koltuk altında kıllanma belirir. Memelerin çıkmasından 1 yıl sonra ilk aybaşı kanaması başlar,1,5 yıl sonra yumurtalıklar çalışır ve döl yatağına döllenmek üzere yumurta gönderir. Böylece kız cinsel olgunlaşmasını tamamlar,beden son görünümünü alır.

       Genellikle ergenlik ve gençlik çağı en sağlıklı dönemdir. Çocukluk hastalıkları geride kalmış yetişkinlik çağı hastalıkları ise çok uzaktır. Hastalıktan ileri gelen ölümler 10 yaşından itibaren düşer. Ergenlik ve gençlik dönemlerindeki ölümler ya araba kazaları ya da intiharlardan kaynaklanır. Ergenliğe özgü denebilecek tek hastalık ergenlik sivilceleridir. Ter ve yağ bezlerinin salgıları artmakta ve birikim olmaktadır. Hızlı büyüme ergenlerin kalori gerekliliğini arttırır ve bir erkek için günde 3000 kalori gereklidir. Oysa beslenme bu dönemde düzensiz olur,çünkü ergenler abur cubur besinler yerler. Günde 5-6 öğün yerler ama kendileri için gerekli besin ve gıdaları almazlar. Aşırı şişmanlık hamur işi,tatlı gibi karbonhidratların çok alınmasından kaynaklanır. İnce bir görünüm kazanmak için ise diyete giren kızların sağlığı bozulur. Bu dönemde ergenin gelişimini sağlaması için D vitamini ve bol kalsiyum alması gerekir. Kızlarda ise aybaşı kanamaları ve artan kan hacimleri nedeniyle demirli besinler alması gereklidir.          

 

BEDEN  DEĞİŞMESİNE TEPKİLER

 

       Gençler hızlı beden gelişmelerine karşı değişik tepkiler gösterirler. Bu değişikliklerin bir bölümü sevinç bir bölümü üzüntü kaynağı olabilir. Özellikle aybaşı kanamaları yeni başlayan ve hazırlıksız yakalanan kızlar da çok görülür. Kızların bazıları göğüslerine üzülürken kimileri de sıskalıklarına üzülürler. Erkeklerde sakalların çıkmasıyla övünürler. Kızlar erkeklerin sivilcelerini sorun etmeye başlarlar. Bu irili ufaklı değişmeler,şişmanlık,sıskalık gibi fiziksel değişmeler gençlerin kimlik gelişimini etkiler. Bedensel değişikliklerle alay edilmesi gençlerin ilişkilerini de bozar.

       Gençler de bedensel gelişmelerinde rahatsızlık duydukları değişimleri eksiklik olarak görebilir,kimisi ise bu eksikliği başka başarılı olduğu alanla gidermeye çalışır. Kısa boylu olduğu için sporda başarılı olamadığını,başarılı bir alanla ispat etmeye çalışır.

       Bazı gençler de ise bedensel gelişiminden duyduğu rahatsızlıkları gelişememesine bağlayarak kendini yalnızlığa itebilir. Boyu kısa olduğu için bütün başarısızlığını boy kısalığına bağlayabilir.

       Ergenlerin sakarlıkları genelde iki nedene bağlıdır: Birincisi hızla büyümesi ve uzaması,kasların eşgüdümlü çalışmasını etkiler. Daha önceki beceriler ve dengeler yeni boyutlara  uymaz. Yeni denge ve beceri yaratması gerektiği için yeni denge ve becerilerin kazanılma hızı ise büyüme hızına ayak uyduramaz. İkinci neden ise gençlerin utangaçlığıdır. Ergen yeni girdiği topluluklarda sıkılgan davranır,herkesin kendini gözlediğini düşünür. Genç toy ve deneyimsiz olduğunun farkında olduğu için bu gözetlenmeden de rahatsız olduğu için sık sık hatalar yapar.     

 

İLK GENÇLİK  ÇAĞININ RUHSAL ÖZELLİKLERİ

 

       İlk gençlik yada ergenlik döneminde cinsel uyanışla birlikte yeni ruhsal tepkiler ve davranışlar belirmeye başlar. Dengeli ve uyumlu çocuk gider,yerine tedirgin,kuruntulu,güç beğenen,çabuk tepki gösteren bir ergen gelir. Duygular inişli çıkışlı olup,çabuk sinirlenip,çabuk sevinir,tepkileri kestirilemez,kuralları saçma bulur. Yemek düzeninde de bozukluk oluşur,yemek yemeye eve gelmez,abur cubur şeyler yer. Gel geç hevesleri artmış,süse ve giyime düşkünlük gösterir,saatlerce ayna karşısından ayrılmaz,kilo problemleri olur. İkili ilişkilerde ilgilenmeler ve arkadaşlıklar başlar. Odasına kapanıp kendi başlarına kalmak isterler. Uzun telefon konuşmaları,posterler asmalar,günlük tutmalar ve uzun düşler kurmalar başlar. Genç bir yandan büyümek için sabırsızlanırlar,ancak çocuksu davranışlardan sıyrılamazlar. Ergenliğe yaşıtlarından erken girdikleri bellidir.

       Bu çağda evden kopuş ve çevreye yönelme başlar. İçlerindeki enerjileri boşaltmak için aktif faaliyetlere yönelirler. Yaşadıkları sorunlar ortak oldukları için çeşitli gruplaşmalar ve kümeleşmeler başlar. Gruplarda dayanışma ve bağlılığa önem verdikleri için evde arkadaşlarının eleştirilmelerine büyük tepkiler verirler. Anne-babalar ise yanlış arkadaşlık kuracağından çekinirler ve korkarlar.

       Bu durum hayranlıkların ve tutkunlukların bol olduğu bir dönemdir. Bir model bulmaya çalışırlar. Bir öğretmen,sporcu,yazar v.b. gibi. Bu hayranlık ve tutkunluk sürekli değişiklik gösterir. Bir modeli bırakıp diğeri ile özdeşim kurabilir.

       Bu dönemde gencin düşünme  yeteneğinde sıçramalar meydana gelir. Soyut kavramları daha iyi anlar ve kullanır,ilgi alanı genişler ve çeşitlilik kazanır. Bir şeyler yapmak,kendini ispat ve kanıtlamak ister. Seçeceği meslekle ilgili konulara eğilir. Toplumsal olaylara ilgi artar,gözlem yeteneği güçlenmiştir. İdealisttir,duygu ve düşüncelerini inançla savunur,haksızlıklara acımasız bir tutum takınır. Aceleci davranıp ve her şeyin bir anda düzelmesini ister ve bekler.

       İlk gençlik ve gençlik oldukça fırtınalı bir dönemdir. Kendi ve çevresi ile sürekli bir savaş içindedir ki bu dönemde çok normaldir. Kendi kendileri ile aşırı ilgilenme çağıdır ki,tasa,kaygı ve kuruntulardan kolayca anlaşılır.

       Gençlik çağında bireylerin sağlıkla,kişilik ile,aile ve evle ile,toplum içindeki durumuyla,kız-erkek arkadaşlığıyla,din ve ahlak konularıyla,okulla ve meslek seçimi gibi konularla ilgili kaygıları vardır:

a)Sağlık İle İlgili Kaygılar:Yeterli uyumamak,rahatlayıp gevşeyememek,beden yapısı kötü olmak v.b.

       b)Aile Ve Evle İlgili Kaygılar:Kendi odası olmamak,özel problemleri konuşamamak,izin alamamak,ana-babanın kendinden çok şey beklemesi,arkadaş seçimine karışılması v.b.

       c)Toplum İlgili Kaygılar:Beceriksiz olduğunu düşünmek,yanlış anlaşılmak,rahat konuşamamak,nerede nasıl davranacağını bilmemek,arkadaş bulamamak v.b.

       d)Kişilik İlgili Kaygılar:Kendini aşağılamak,kendine güveni olmamak,çabuk sinirlenmek ve öfkelenmek v.b.

       e)Kız-Erkek Arkadaşlığı İlgili Kaygılar:Karşı cinsten arkadaşı olmamak,karşı cinse nasıl davranacağını bilmeme,daha yakışıklı olmayı isteme v.b.

       f)Din Ve Ahlak Konuları İlgili Kaygılar:Ölüm korkusu,neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilmeme v.b.

       g)Meslek İlgili Kaygılar:Meslek seçiminde yardıma ihtiyaç duyma,yeteneklerinin ne olduğunu bilememe,nerede nasıl iş arayacağını bilememe v.b.

       h)Okul İlgili Kaygılar:Dikkatini toplayamama,zamanını boşa geçirme,not tutamama,sınavlara nasıl hazırlanacağını bilememe,okuduğunu anlayamam v.b.           

 

ERGENLİKTE ÇAGINDA CİNSEL GELİŞiM

 

Ergenlikte bedensel gelişimle beraber; kızlar  genç kız ,erkek çocuklarıysa erkek görünümü kazanmaktadırlar. hormonların çalışmasıyla birlikte cinsel duygular ortaya çıkmaktadır. Ergen yeni e yoğun duygularla karşılaşmakta ve bu duruma uyum göstermeye çalışmaktadır ancak bu durum hiçte kolay bir durum değildir mastürbasyon yaparak cinsel haz sağlamaya çalışmakta ve sonrasında da kendini kötü ve kirlenmiş hissetmektedir ailesinin yüzüne  bakamayıp  utanmaktadır çevreden özellikle yaşıtlarından  doğru yanlış bazı cinsel bilgiler edinmektedir.

       Aileleri tarafından bilgilendirilmeyen ergen genç kızlar ilk regl kanamasıyla korkuya kapılmaktadır. bekaretlerinin bozulduğunu zannederlerin oranı hiçte az değildir. Ülkemizde aileler çocuklarını ergenlik konusunda bilgilendirmemektedirler ergenliğe geçişte çocuklarımız bunalımlar yaşamaktadırlar. ailesi tarafından bilgilendirilen gençlerin ise ne derecede doğru bilgilendirildikleriyse tartışılır.

Kimi genç kızlar bedenindeki değişiklikleri kabullenme konusunda problemler yaşamaktadırlar ergenliğin getirdiği yoğun ve karmaşık duyguları anlamakta zorluk çekmektedir. Psikolojik olarak hazır değilken fizyolojik olarak ergenliğe girmişlerdir. Arkadaşlarıyla oyun oynarken birdenbire kendini kadın gibi hissetmeye başlamıştır üzerine yeni sorumluluklar yüklenmiştir

Ergenler çoğu cinsel bilgileri arkadaşlarından almaktadırlar doğru yanlış tartışırlar ellerinde açık saçık dergiler bir şeyler öğrenmeye çalışırlar ortak konuları cinselliktir. Ailelerden bilgilendirmek konusunda yardım gelmediği için kendi başlarına halletmeye çalışırlar ama bu süreçte kafaları daha çok karışır çünkü tatmin edici bilgilere ulaşamamaktadırlar. Ailelerin genel olarak izledikleri tutum biz nasıl öğrendiysek onlarda öyle öğrensin şeklinde yanlış bir tutumdur.

 

ERGENLİKTE ARKADAŞLIK

 

Çocukluktan beri içinde yaşadığı ve gayet mutlu olduğu evi ergenlik döneminde dar gelmeye başlamıştır:anne ve babasının öğütlerinden eleştirilerinden;ve karışmalarından usanan genç evdeki bireylerin dışında kendine bir dünya kurmaktadır. Kendisi gibi bağımsızlık arayan;aynı kaygıları  korkuları  bocalamayı ve şaşkınlığı yaşayan yaşıtlarıyla bir arada olmak ister ve kendine uygun bir gurup arar onlarla vakit geçirmeyi yeğler.

En sağlıklı bir ailenin bile veremeyeceği şey arkadaşlıktır bu dönmemde ergen için yaşıtları inanılmaz önemli bir yer tutmaktadır. Arkadaşsız kalırsa kendini yalnız ve eksik hissetmektedir Arkadaşlık ilişkileri toplumsal açılımlara bir ön basamak niteliğinde olmaktadır. Arkadaşlıkta beğenilmek aranılmak benimsenmek ergenin benlik saygısının artmasını sağlamaktadır aynı zamanda bu ilişki sürerken ergen kendi kişiliğini sınama kendini değerlendirme imkanı bulacaktır. Aileler çocuklarına derslerinden başka bir şeye vakit ayırmayan kişileri örnek gösterilmektedir ; ergen hem derslerine gereken önemi göstermeli hem de sosyal yaşantıya adım atabilmelidir ileri ki zamanlarda aileden ayrılmak zorunda kaldığın da bocalamalar yaşamaması için bu sosyal yaşantılara adım atmak zorundadır yoksa bütün dünyası olan ailesinden koptuktan sonra bir bocalama yaşayacak yalnız kalacak kendini  toplumdan soyutlanmış bir birey olarak görecektir; iş yaşantısında ya da üniversite eğitiminde almış olduğu başarılar ona yeterli gelmeyecek hep sosyal yaşantı eksikliği hissedecektir ama bunu başlatmak için adım atması zor gelecek çünkü ergenlik döneminde yaşanan ilişki karmaşalarını yaşamayıp bir sonraki döneme aktarmıştır artık bir ergen değil yetişkindir.

Ergenlerin oluşturdukları bir takım guruplar vardır bu guruplara girmesi zor çıkması ise kolaydır. Hiçbir ergen bir neden yokken gurubundan ayrılmak istememektedirler  bu nedeni guruplarının onlara saygınlık katıyor olmasıdır. Arkadaş kümesinin güç üzerinde etkileri oldukça güçlüdür. Bu etki arttıkça ailenin tedirginliği de artmaktadır. Evde kendini kanıtlamaya çalışan ergen arkadaş gurubunda oldukça uyumlu bir tablo çizmektedir. Aile de dengesizlik, geçimsizlik, karmaşa arttıkça  ergenler arkadaş gurubu değil çeteler oluşturmaya başlamaktadırlar bir araya gelmelerini sağlayan ortak güdü ailelerini ve topluma karşı duydukları kızgınlıkları ve kırgınlıklarıdır.

Gençleri arkadaş kümelerinden ayırmaya değil uygun bir kümeyle görüşmesini desteklemek gerekmektedir. Olumsuz sonuçlara neden olabilecek guruplar; mahalle aralarında çoğunla eğitimlerini yarım bırakmış gelecek için hiçbir hedefi bulunmayan bir işte çalışmayan gençlerin oluşturduğu kümelerdir. Böyle bir guruplaşmayı engellemek için ergeni bir alana yönlendirmememiz lazım öncelikle ilgi alanların dikkat etmemiz lazım neleri yaparken zevk alıyorsa mesela satranç oynamaktan zevk alıyor turnuvalara katılmasını ;satranç kulüplerine katılımını sağlayabiliriz.

 

ERGENLİKTE KİMLİK ARAYIŞI VE BENLİK ALGISI

 

Benlik kavramı öne çıkmaktadır. Eskiden dış dünyayla ilgili olan çocuk ,artık bir ergen olmuştur ve  dikkati kendi iç dünyasına yönelmiştir. dönem dönem kendini aşağılamakta dönem dönem yüceltmektedir. Adını, yürüyüşünü, konuşmasını, ellerini, saçını beğenmez. Benlik kavramıyla algısı arasında önemli bir ilişki bulunmaktadır. Benlik algısı bedensel algıları algılayış tarzımızdır; güzelim çirkininim, zayıfım çirkinim.... tarzında algılayışlardır. Benlik kavramı ,insanın kendi bedensel imgelerini ağılayış ve kavrayış biçimi olarak tanımlamaktadır. kişinin kendini nasıl gördüğü ve kendinin nasıl değerlendirdiğiyle ilgilidir. Bu değerlendirme gerçeklere uymayabilir. Kişi bazı olanlarda kendini yüceltirken bazı alanlarda aşağılayabilir.  Benliğini tattığı dönem olup ana babasından , başkalarından ayıran özelliklerini öne çıkarmaya ,benliğini öne çıkarmaya çalışmaktadır.

Benlik kavramının ,bedensel imgesinin benimsenmesi benlik saygısını oluşturmaktadır. benlik saygısı kendinin olduğundan aşağı yada yukarıda görmemek kendinin olduğu gibi kabul etmesiyle oluşmaktadır.

 

ERGENLİK  RUH SAĞLIĞI

 

Ergenlikte cağının en belirgin özelliği dengesiz ve sağlıksız bir görünümde olmasıdır. Birden tepki gösterme ,düşüncesiz davranışlar,öfke patlamaları ,çabuk sevinme ,çabuk üzülme ,içe kapanma ve coşku arasında gidip gelme bencillik güvensizlik karamsarlık kararsızlık...Bu davranışlar bir yetişkinde incelendiğinde sağlığı bozuk ve uyumsuz bir kişi tanısı koyulabilir. Ergenlikte ruh sağlığı ölçütleri bunlardan farklıdır. Anna Freud'un dediği üzere ergenlik çağının uyumsuzluğu bir sağlık belirtisi sayılmaktadır. Bu dönemde ana-babasına hiç sorun çıkarmayan tartışmaya girmeyen daima çok özgürlük aramayan genç;aileler tarafından çok sevilmektedir. Ergen bu dönemde bu tarz davranışlara girmezse yaşayacağı uyumsuzluğu bir sonraki döneme aktarır. Anne ve babasının bir uydusu konumundadır. Evden ayrılma zamanı gelip ayrıldığında problemler başlayacaktır.

Alt benlikten ve çevreden gelen baskılar nedeniyle,bocalayan çıkış yolu arayan bir kişidir ergen. Bahsettiğimiz gibi bir takım bocalamalar ve aykırı davranışlar hep bu kendini aramalarının bir sonucudur. Ancak zor bir dönem atlatıyor diye her aykırı davranışa saygı göstermek olası değildir.   

 

KUŞAK ÇATIŞMASI

 

         Ebeveynler gençleri sorumsuz,saygısız,büyüklerin öğüdüne kulak asmayan,kendi doğrularında giden kişiler olarak tanımışlardır.

       Burada İsa'dan 800 yıl önce yaşayan Heseiod'un sözlerine değinelim:

       Günümüzde gençleri öyle umursamaz  ki,ileride ülke yönetimini ele alacaklarını düşündükçe umutsuzluğa kapılıyorum. Bizlere,büyüklere karşı saygılı olmayı,ağır başlı davranmayı öğretmişlerdi. Şimdi gençler ise kuralları boş veriyorlar,duyarsızlar ve beklemesini (sabretmesini) bilmiyorlar.

       Ebeveynler ise gençlerin gözünde geri kafalı ve tutucudurlar. Gençleri anlamaya yanaşmazlar. Hatta gençler ebeveynleri çıkarcı ve iki yüzlü olmakla suçlarlar. Ebeveynler ise nerede bizim gençliğimiz diye yakınırlar ama gençliklerinde onlarda buna benzer bir çatışma yaşadıklarını unuturlar.

       Bu çatışma çağımıza özgü değildir. Fakat 20.yy.'ın getirdiği bilimsel gelişmeler toplumun hızla buna uymasını zorunlu kıldığı için kuşaklar arası  farklılıklar iyice ortaya çıktı. Eski kuşaklar yeniliklere uymakta güçlük çekince geleneklere ve eski yaşam koşullarına sımsıkı bağlandılar ve gençleri bu şekilde yetiştirmeye çalıştılar. Oysa yeniliğe açık gençler ise bilimsel gelişmenin getirdiği yeniliklere daha çabuk uyum sağladılar ve değişime açık hale geldiler. Bu değişim onlarda özgürlük ve kendi ayakları üstünde durabilme çabalarını ortaya çıkardı. Aileler ve gençler arasındaki iletişim koptu. Kendilerinin anlaşılmadığını vurgulayan gençler farklı ve yanlış yaşantılara yöneldiler.

Örneğin; Baba baskısının yoğun olduğu evlerde gençlerin genellikle sağ-sol eylemlere karıştıkları yapılan araştırma sonuçlarında görülmektedir.

Doğaldır ki,başkaldırma eğilimi her zaman yıkıcı olmaz. İlişkiler tümden kopmamışsa genç olumlu sonuçlara ulaşabilir. Bu durumda genç ve aile bireyleri orta noktalarda uzlaşmayı yakalamışlardır.

       Gençlerdeki değişik olma,eskilere benzememe dürtüsü,onları yeni gerçekler aramaya yöneltir. Gençlerdeki kendi katkısını yapma eğilimi,onlardaki coşku ile birleşince çok yaratıcı sonuçlar ortaya çıkmaktadır.

       Delikanlılık çağındaki genç sürekli arayış içindedir."Ben kimim?Neyim?Amacım ne?Hangi yolu seçersem kimliğimi bulabilirim ve topluma kendimi benimsetip yerimi alabilirim? soruları durmadan sorar. Denemeye ve aramaya devam eder,çalışır,didinir. Eğer çok engel varsa boyun eğer ya da amaçsız bir başkaldırıya kendini kaptırır ya da topluma sırt çevirir. Kendini zamanın ve hayatın akışına bırakır. Hiçbir şey yapmama yolunu seçer. Sorumluluk almaz,hiçbir girişim yapmaz. Toplumun silik bir üyesi olur. Gününü gün etmeyi ve umursamazlığı yaşam felsefesi edinir. Savaşmayın sevişin der ama toplumda silik yapıdan kurtulamaz.

       Toplumumuzda kırsal kesimde gençlik çağı kısa sürer. Taşkınlık ve efelik belirtileri başlayınca gencin evlenme döneminin geldiği düşünülür. Evlendirilir ve babasının toprağını sürer,aynı evde yaşamaya başlarlar. Böylece erişkin sorumlulukları erken yüklenir ve gençlik dönemi (ruhsal bakımdan) son bulur. Geleneksel yaşamı sürdürür.

       Günümüzde sanayileşen ve gelişen Türkiye'de  de gelenekler etkisini devam ettirmektedir. Aydın ve kentli ana-babalar bile çocuklarına yakın olmak,hatta bir çatı altında oturmak isterler. Bilinçli olarak yapmasalar bile çocukların yuvadan uçmasını engellemek için iş ve eş seçiminde ağırlıklarını koymaya çalışırlar. Çocukların çok çalıştıklarını,arkadaşlarıyla vakit öldürmedikleri ile övünürler ama topluma çekingen,içine kapanık,güvensiz,kararsız bir birey yetiştirdiklerinin farkında bile değildirler. Gün gelir ve birey toplumda çekingen,içine kapanık,kararsız ve güvensiz biri olarak çıkınca da şaşkınlıklarını gizleyemezler ve çocuklarına her şeyi verdiklerini,hiçbir şeyden yoksun bırakmadıklarını söylerler. Gencin bağımsızlığını elinden aldıklarını ve yaratıcılıklarını baskı altına aldıklarını,çalışma ve çabalarını kısıtlayarak destek değil köstek olduklarını söyleyemezler.               

       Yapılan araştırmalar sonucunda gençlerin saç uzatmaktan eş seçimine kadar her konuda aileleriyle büyük çatışma yaşadıklarını ortaya koyuyor.Bir taraftan bağımsızlık elde etme çabası bir taraftan da özgürlük sınırları belirlenmiş olan gençler;ailelerinin kontrollerini devam ettirmeleri nedeniyle anne-babalarıyla öatışma taşıyorlar.

                       

                       EN SIK GÖRÜLEN KAVGA NEDENLERİ

       

"        Saç,sakal uzatma

"        Eve geç gelme

"        Farklı giyinme tarzı

"        Arkadaşlarla fazla gezme

"        Karşı cinsle arkadaşlık kurma

"        Gereğince ders çalışmama

"        Fazla para harcama

"        Eş ve meslek seçimi

 

 

AİLE ÇEŞİTLERİ

 

1)Çok Seven-Kollayan Gevşek Disiplinli Aile

       Tüm yaşamları çocuk üzerinedir. Bir dediğini iki etmezler,hep nazını çekerler,şımartırlar,tüm ihtiyaçlarını karşılarlar. Kısa bir zaman içinde aileyi çocuk yönetmeye başlar. Böyle bir çocuk bağımlı,sürekli alıcı,tutturucu ve nazlıdır. Çünkü kendi başına güçsüz ve güvensizdir,kendi kanatlarıyla uçmayı öğrenemez.

       Böyle bir çocuk gençlik çağına adım atınca bocalar,anne-babasının uydusu olmaktan kurtulamaz,bağımsızlığını elde edemez. Evde tutturucu,nazlı;dışarıda silik,çekingen ve güvensizdir. Arkadaş kümesine katılamaz,kendi başına karar veremez,bir iş yapmadan önce kesinlikle birine danışma hissi hisseder. Böyle gençler bulundukları çağın tepkilerini ailede isteklerini arttırarak gösterirler.

       İlk kez aile yanından ayrıldıklarında bunalıma düşebilirler. Genç ana-baba sevgisinden kuşku duymaz ama yetersizlik duygusu taşır. Benlik saygısı düşük olup,kendini kanıtlaması,girişken olması ve sorumluluk alması zordur. Arkadaşlık  kurmakta zorlanır,kursa dahi nazını çekecek arkadaşlıklar arar,bulamazsa bunalır,yalnızlık çeker. İlişkilerinde az şeyler verip çok şeyler bekler. Zor karşısında nevrotik bozukluklar,bunaltı bozukluğu belirtileri gösterir.

2)Sıkı Disiplinli Sevecen Aile

       Çocuklarına karşı sevecen,ilgili ve düşkündür. Çocuklarının tüm maddesel ve ruhsal gereksinimlerini karşılarlar. Çocuklarının sağlığı ve eğitimi için hiçbir özveriden kaçınmazlar. Ancak çocuğun eğilimleri ve yetenekleri göz önünde bulundurulmadan çocuk yarışmalara gönderilir. Çocuklarının her şeylerine karışmak hakkını kendilerinde gördükleri için sıkı kurallar koyarlar ve asla hata yapmalarını kabul etmezler. Cezaları ayıplamak ve sevgisiz bırakmaktır.

       Bu koşullarda yetişen çocuk okulda başarılı olabilir,örnek bir öğrenci olabilir ama arkadaşlık ilişkisi zayıf,toplum içinde davranışı çekingen, girişkenlikten yoksun,sürekli ana-babadan onay bekler,yanlış yapmaktan korkar,kendi başına karar veremezler. Çıktığı ilk gezi de annesini arayarak hangi gömleği giymesi gerektiğini sorabilir.

       Böyle gençler arkadaş kümelerine girmekte gecikirler,kendi başlarına kimlik geliştirmeleri gecikir. Ana-babaya göbek bağıyla bağlıdır. Bağımsız çalışamaz,görev duygusu güçlüdür ama esnek ve bağışlayıcı değildir,ana-babasından değişik düşünmek kendine değişik bir kimlik çizmek aklına gelmez.

 

3)Baskıcı-İtici-Sevgisiz Aile                      

       Bu tür gençler sevgi görmemiş        ,gergin aile ortamında ve düşmanca ilişkiler içinde yetişmiştir. Bol eleştiri,azar ve dayak çocuğun yaşadığı durumlardır. Bu tür ailede çocuğu baskı altında tutma,göz açtırmama;yaklaşım ise soğuk,anlayışsız ve kırıcıdır.

       Bu tür gençlerin benlik saygısı düşüktür. Güvensiz ve tedirgindirler,düşmanca duygularla dolu,saldırgan davranışa yatkındırlar. Ergenlikten önce sinen,korkan çocuk,ergenlikten sonra tüm baskı ve dayağa karşın başkaldıran,başına buyruk davranan,evin kurallarını hiçe sayan bir genç olur. Yetersizlik ve  güvensizlik duygularını kabadayılıkla kapatırlar. Bu tür duygularını hep kendinden zayıf insanlara yöneltirler. Bağımsızlıklarını kazanmak zor olmaz. Çünkü ana-baba ile özdeşim kuramamıştır. Ayartan ve elebaşı bir kimlik edinir. Tehlikeye aldırmaz,kuralları çiğner,evden kaçabilir,okulu tümden bırakabilir,suça yatkınlık gösterir.

 

4)Sevgisi Yetersiz,Disiplini Gevşek Aile                  

       Bu tür aileler çocuğa karşı ilgisiz,ruhsal gereksinimlerine karşı duyarsızdırlar. Çocuk bir şey yapmadıkça ilgilenmezler. Sevgi ve sevecenlik yetersiz,denetim gevşektir. Tek başına bırakılmıştır. Çok çocuklu bir ailedir. Yeterli bakım görmeyen "Saldım çayıra,Mevlam kayıra" anlayışıyla yetiştirilir. Disiplin; gevşek ve tutarsızdır. Çocuk yakalanmadıkça ceza görmez,yakalanırsa aşırı ceza görür,dayak yer. Okul hayatına önem verilmez,gençlik çağında ise en önemli sonuç bir yere çırak olarak girmektir. Çoğu okulu boş bıraktığı için boşta gezer,ne iş bulursa yapar. Kaçakçılık,hırsızlık gibi suçlara yöneldikleri yapılan araştırmalarda gözlenmiştir. Gençliğinde daha başına buyruk davranır.

 

5)Parçalanmış Ailede Çocuk  

       Ölüm ve ayrılık nedeniyle parçalanmış ailelerde yetişen çocuklarda uyum sorunları olabilir. Genellikle denetim olmadığı için okulu bırakırlar. Böyle bir genç baba yerini tutacak birinden destek görmüyorsa yoldan çıkması,davranışlarının bozulması çok kolay olur. Genellikle başkaldırmaya meğilli olurlar. Anne veya babadan yoksun genç, benliğini ve cinsel kimliğini kazanmada zorlanır. Çocuklarda ebeveyn (özellikle baba) yokluğu ile suç arasında olumlu bir ilişki olduğu yapılan araştırmalarda gösterilmiştir. Eşcinselliğe yönelen erkeklerinde babasız bir çocukluk geçirdiği gözlenmiştir.

       Gencin annesiyle çocukluktan başlayan ilişkisi de önemlidir. Baba olmadığı için çocuğun erkek davranışlarını destekleyerek iyi yetişmesini sağlarlar.

       Boşanmış ebeveyn ilişkilerinde çocuk aramayan ebeveyn'e karşı düşmanca duygular besleyerek bu duyguları bütün erişkinlere yayabilir.

 

6)Seven-Benimseyen Demokratik Aile        

       Çocuklarını benimseyen ve seven,ana-baba arasında saygı ve sevgi bulunan,sorunların konuşularak çözüme kavuşturulduğu,kavga ve anlaşmazlıkların olmadığı(ufak tefek tartışmalar hariç),çocuklara söz hakkının tanındığı,cezaların ılımlı  verildiği ceza verirken amacın çocuğu sindirmek değil sorumluluk sahibi olmasını sağlamak olduğu çağdaş bir ailedir. Anne sevecen baba biraz daha otoriter ama        ılımlı ve demokratiktir. Çocuklara deneme yanılma payı bırakılmıştır. Gencin düşünce ve ya davranışları hoşgörü ile karşılanır. Yanlış düşünceleri ve ya hatalı davranışları yol gösterme ve ya demokratik bir tartışma ile giderilmeye çalışılır. Çocuğun bağımsız hareket edebilmesi için aile destek verir. Çocuktan yaşından büyük sorumluluklar beklenmez. Gencin özgürlükleri kullanabileceği ölçüde ve kötüye kullanmadığı müddetçe arttırılır.

       Gence uzun öğütler verilmez,genç bir yetişkin gibi oturup ailesiyle konuşup,tartışabilir. Derslerini aksatmamak şartıyla spor yapmasına izin verilir. Giyim kuşamına karışılarak gençlerle sürtüşmeye girilmez. Bu tür ailede yetişen gençte ergenlikte bocalar ama bocalaması büyük çalkantılar göstermez. Başkaldırması fırtınaya değil bir esintiye benzer. Genç kendi görüş,düşünce ve beğenilerini geliştirir. Evin kurallarına uyar. Aile gence destek verdiğini gösterdiği için genç kendi başına yaşayabilir. Ana-baba da çocuğumuz elden gidiyor diye tedirgin olmaz.

 

7)Geleneksel Ataerkil Aile

       Geleneksel Türk ailesinde babanın tartışılmaz bir otoritesi vardır. Çocuklarla baba arasında korkuyla karışık bir saygı vardır. İstekler anne aracılığıyla babaya iletilir. Baba çocukluktan sonra sevgisini farklı şekilde ifade etmeye başlar. Evde bir huzursuzluk olduğunda baba anneye şu çocukları bir adam edemedin diye suçlar.

       Geleneksel Türk ailesinde anne;fedakar(yemez yedirir,giymez giydirir),kocasına korku ölçüsünde saygılı,duyguları,istekleri,gereksinimleri hesaba alınmayan,yakınmaya hakkı olmayandır. Ailede kurallar,cezalar bellidir,davranışlar ise tutarlı ve daha önceden kestirilebilir.

Genç evde baba ile saygılı bir ilişkiye girdiği için baba evde yokken baba rolünü üstlenir. Herkese emreder. Geleneksel eğitimle yetişen genç,büyüklerine saygılı,kurallara uyan,geleneklere bağlı,iyi bir insan olur ama girişken olmayan,yeni durumlara uyumu az olan,yaratıcılığı hiç olmayan biridir. Demokratik toplumun yurttaşı değil totaliter rejimin kulu olur.

C.ÖNERİLER

 

       Gençlerle barış içinde yaşamak mümkündür. Aslında olması gereken  de budur. Gençlik çatışmalarının devam etmesi,gençlerle yetişkinler arasında kapatılamaz gibi görünen bir uçurum insanı karamsarlığa itmektedir. Fakat gençleri anlamak ve onlarla dayanışma içinde olmak gereklidir. Gençlerin yaratıcılık ve coşkunluklarından faydalanmak gerekmektedir. Buna karşılık gençler ne denli yadsısalar da yetişkinlerden öğrenecekleri çok şeyler vardır. Eski kuşaklarla yeni kuşakların birbirlerinden kopmamaları için gereken tek yol vardır:"İletişim kurmak ve sürdürmek." Bu iletişim koptuğu zaman kargaşa ve çatışma meydana gelir. İletişimi başlatmak zor olsa da bu sorumluluk yetişkinlere düşer. İletişim ve anlayış sağlanmadan gençlerin asiliği ve atılganlığı düzeltilemez.

       Örneğin;oğlunun davranışını beğenmeyen baba,oturup oğluyla konuşması gerekirken anneyi aracı kılarak kendine çeki düzen versin yoksa karışmam diyerek genci kendinden uzaklaştırır. 

       Fırtınalı ve çetin bir dönem geçiren gencin, iniş-çıkışları ve bocalamaları karşısında soğukkanlı davranılmalıdır. Kendisiyle de  savaşan genç için ana-baba da kararsız kalırsa genç bocalamaya arttırır.

       Genç için disiplin çok aşırı olmamalıdır. Örneğin;ilkokul çocuğunun bazı davranışları disiplinle değiştirilip düzeltilirken genç ise bu disipline sert bir tepki verebilir. Daha çok baskı ve kısıtlama,baş kaldırmayı körükleyebilir. Haksız yere atılan bir tokat,evden kaçmaya ya da kendini öldürmeye yol açabilir.

       Genellikle gençlere geniş bir davranış özgürlüğü onayı,babayı usandırarak koparacağı hakları ona önceden vermek daha yerinde olur. Örneğin;arkadaşları ile gezmek,eve geç gelmek,pastanede toplanmak,topluca bir yerlere gitmek gibi haklar  yavaş yavaş artırılabilir. Gencin tepkisinden korkup her dediğine boyun eğilmeli diye bir kural yoktur. Çünkü genç hem çok özgürlük arar hem de belli yerlerde dizginlenmek ister. Gencin her isteğini yerine getiren ana-baba güven verici olamaz. Tatlı sert yaklaşımlar çoğu kez başarılı olur.

       Genci sırasında durdurabilmek için bir koşul vardır: Genç için önemli ayrıntılarda gereksiz tartışmalara girmemek.

       Örneğin;Saçını kestirmezse oğlu ile konuşmayacağını söyler. Bu tür bir davranış baba ile oğlunu birbirinden soğutur.

       Gencin davranışı kimi zaman ana-babayı çileden çıkarır. Bu durumda öfkelenmemek elde değildir. Öfkeyi tümden bastırmanın da anlamı yoktur. Ancak aşağılayıcı hele arkadaşları yanında küçültücü sözlerden kaçınmak gerekir.

       Genç,aykırı düşünce ve görüşleri ile ana-babayı sınar. Bu durumlarda oyuna gelip ters tepki vermemek gerekir. Genç bu durumlarda kendisinin kazandığını düşünür. Örneğin;sağcı bir babanın oğlu solcu görüşleri savunur. Bu durumda nasıl bir fırtına kopacağını kestirmek mümkün değildir. Bu tür durumlarda genci dinleyerek ona düşüncelerindeki yanlışlıkları ve boşlukları ve yanılgıları göstermek yerinde olur.

       Baba ya da ananın tartışmayı kazanmak ister gibi davranmaması genci daha çok savunmaya itecektir. Bunun yerine yumuşak ve tartışmaya açık bir tutumla yaklaşmak  ve ipuçları vererek onun bu konuları araştırması daha faydalı olacaktır.

       Örneğin;sen ne bilirsin ki öyle yüksekten atıyorsun? Gibi küçümseyici davranışlardan kaçınılmalıdır.

       Gence,büyüdüğünü ve daha bağımsız olduğunu belirtmek,yaşına uygun sorumluluklar verilmeli ve giyimine ve kuşamına karışılmamalıdır.

       Tökezlemeleri ve yanılmaları karşısında alaycı davranmak genci evden soğutur. Olumlu davranışlar övülmeli ama göklere çıkartılmamalı,başarısızlıkları da anlayışla karşılanmalı ve genç dinlenilmelidir ve başarısızlık oturup onunla paylaşılmalıdır. Hemen suçlanmamalı ve ebeveynler bu başarısızlıkta kendi paylarının olup olmadığını sorgulamalıdırlar.

       Benim gençliğimde diye başlayan konuşmalardan kaçınılmalıdır. Dinlemezler. Ama soru  sorulunca ya da bir şey danışıldığında ana-babanın iki elleri kanda olsa da bir açıklama yapılmalıdır.

       Gençlerle sorunları olduğunda değil arada sırada bir fırsat buldukça söyleşi ve dertleşme olanağı yaratmak. olumlu ve verimli olur.   

 

ANA BABALAR VE GENÇLER

 

Uyumlu çocukluktan sonra değişen davranışlarla gelen ergenler pek çok ana-babayı hazırlıksız yakalar ve şaşırtır. Her şey yolunda giderken ani öfkelenmeler,huysuzluklar anlamsızlaşır. Kuralları hiçe sayan ve sert tepkiler veren gence karşı soğukkanlı davranamazlar. Karşılıklı sert tutumlar takınırlar. Gence karşı nasıl davranacaklarını bilemeyip bocalarlar. Böylece iletişim kopar ve tutumlar meydan okumaya döner. Genç bu dönemde tutarsızdır. Bağırıp çağırıp evden çıkar gider ve eve geldiğinde ana-babayla şakalaşır. Bu dönemde genç ana-babayı eleştirir ve sanki öğrenecek hiçbir şeyi kalmamıştır. Öğütleri ile davranışları arasındaki tutarsızlığı yüzlerine vurur. Onları eleştirmek fırsatını hiç kaçırmaz. Ana-babaların düşüncelerine zıt sözler seçer ve tartışır. Babasının politik fikirlerine zıt fikirler savunur. Baba dayanamaz ve ergenin oyununa gelerek tartışmaktan kaçar ve kısa keser. Ergenin burada tapmaya çalıştığı farklı fikirleri olduğunu ispat etmektedir. Ya da karşı çıkmak için karşı çıkabilir. Bazen de dışarı da sıkılgan,aklı başında ve uslu davranan ergenin evde fırtınalar koparmasını anlayamazlar. Ana-babaları eleştirdikleri yetmezmiş gibi başka ana-babaları örnek göstermeleri ana-babaları daha çok çileden çıkarır. Bazen ergen o kadar çok fırtınalar kopartır ki,kendi yaptıklarını abartırlar. Kimse onu anlamıyordur. Onu en iyi anlayan arkadaşlarıdır. Aynı sorunları yaşayan arkadaş kümesine sığınır. Ailede arkadaşları ile ilgili bir şeyler söylendiğinde evde sert tepkiler verebilir. Anne-baba ilgiyi kesince öcünü ders asarak,zayıf getirerek alır. Hesap sorulmasından nefret ederler ve bu olaylar kızlarda kaçamak ilişkilere neden olabilir.

 

 

 

 
Bookmark and Share

Gençlik Programı

18.07.10
İsveç ve Fransa Ulusal Ajansları tarafından İsveç, Lund'da (Malmo yakınlarında) 19-24 Ekim 2010 http://bit.ly/9WgX2n
18.07.10
Hollanda Ulusal Ajansı tarafından De Glind, Hollanda'da 6-11 Eylül 2010 http://bit.ly/bjuhqZ
28.06.10
Almanya ve Türkiye de eğitim kursları http://bit.ly/bfU6Yc
28.06.10
Edremit , Zeytinlide Rock Festivali başlıyor ... http://www.zeytinlirock.net/
16.06.10
EastWestEVS" Training Course , 19-25 Ekim 2010, Antalya http://bit.ly/aMyT28
23.05.10
Bu siteyi incelein çok şey bulacaksınız. http://www.genclikotobusu.com
18.05.10
Romanya ve Bulgaristan etkinlikleri için katılımcı listeleri http://bit.ly/ammZ08
18.05.10
6. BÖLGESEL PROJE FUARI" etkinliğine gel 27 Mayıs Perşembe http://bit.ly/9p2gwN
15.05.10
Türkiye'nin Gençlik Rehberi: http://www.genclikkulubu.com/ via @addthis
14.05.10
YGS başvuru süresi 18 Mayıs saat 5'e kadar uzatıldı
14.05.10
Gençlik Programı: "Inclusive EVS-mission possible with YIA" İrtibat Kurma Semineri, Romanya İçin Katılımcı Listesi, http://bit.ly/arO4Yj
14.05.10
Gençlik Programı: "TOT Risk Awareness" Eğitim Kursu, Bulgaristan İçin Katılımcı Listesi, http://bit.ly/crMcKm
12.05.10
Gençlik Programı:"Let's train with our neighbours: Peace Education" 3 Basamaklı Uzun Süreli Eğitim Kursu, http://bit.ly/buQMtn
12.05.10
Gençlik Programı: "Hand in hand for a sustainable future!", 3 Aşamalı Uzun Dönem Eğitim Kursu, http://bit.ly/djdpTz
11.05.10
BALIKESİR GSİM BRONZ CANKURTARAN KURSU http://bit.ly/9ifJio
11.05.10
SOHO - Avrupa Gönüllü Hizmeti Rehberleri için Uluslararası Eğitimleri http://bit.ly/drCGW8
11.05.10
Avrupa Vatandaşlığı Eğitim Kursu, ECTC-NO, 10-17 Ekim 2010, Norveç http://bit.ly/9RaE3w
11.05.10
"Play On" İrtibat Kurma Semineri, Konstancin-Jeziorna, Polonya, 22-27 Haziran 2010 http://bit.ly/dv0eMc
11.05.10
"Our White Sea II-Networking for Sustainable Development "Eğitim Konferansı 26-30 Ekim 2010, Malta http://bit.ly/c69MRk
11.05.10
"Cultural Everest" Eğitim Kursu, 5-10 Ekim 2010, Çek Cumhuriyeti http://bit.ly/bcZIo4